Hakkımda
Son Yazılarım
Arkadaşlarım
Mesajlarım
Sevgili abimiz Senai Demirci'nin dilinden... 25/8/2007 Olay yerinden kaçış.... İnsan çok şeyi unutur. Şemsiyesini unutur mesela... Yağmur biter, şemsiye de bir köşeye atılır. İnsan, ayakkabısını kapıda unutur sözgelimi; aralarındaki bağ kapıya kadardır, kapıdan içeride ayakkabısız da olabilir insan.Cüzdanını bile unuttuğu olur insanın; eni konu paradır eksilen, parasıyla arasında kan bağı yoktur, çalışırsa yenisi bir daha gelir, gelirse de harcar, seve seve eksiltir. Kimliğini de kaybedebilir insan; hiç önemli değil, “hüviyetimi kaybettim, hükümsüzdür” diye ilan verir, yaşamaya devam eder. Kimliksizlik kendisini de “hükümsüz” eylemez .Peki ya, kalbini kaybedebilir mi insan? Bir şemsiye gibi bir kenara fırlatıp yeni yağmurlara kadar hatırlayamadığı olur mu kalbini? Eşikte bıraktığı ayakkabı gibi kalbiyle de bağlarını kolayca çözer mi? Parası gibi midir insanın kalbi? Hemencecik harcanabilir mi? Kalbini kaybeden bir adam, çalışarak yeniden kazanabilir mi kalbini? Sahibince bulunamadığı için herkese “hükümsüzdür” diye duyurulmuş kalpler var mıdır kaldırımlarda?Hadi itiraf edelim; unuttuğumuz bir kalbimiz var... Göğsümüzde, kendi halinde çırpınıp duran bir kalp.. Uzattığı elini havada bırakmışız gibi utandırılmış.. Yüzünü bize döndüğünde tanımazlıktan geldiğimiz bir yabancı olmuş. Unuttuğumuz, hükümsüz bir kalp. Kapı dışarı ettiğimiz bir kalp... Köşeye fırlatıp attığımız bir kalp..Alkollü bir sürücünün kaldırımda yürürken öldürdüğü ikiz kardeşinin ardından acıyla konuşuyor Yeliz: “Bunları hep televizyonda seyrederdik; şimdi bizim başımıza geldi.” Demek ki, televizyonda seyircisi olduğumuz cinayetler, kazalar, kayıplar o kadar yakmıyor canımızı. Oysa, “televizyonda seyredilebilir” olan her şey, “başımıza gelebilir” olma özelliği de taşıyor. “Bir başkası”nın başına geleni “bir başkası” olarak seyrettiğimiz her defasında, kendimizin de “bir başkası”nın gözünde “bir başkası” olduğumuzu unutuyoruz. Bir gün “bir başkası” olma sırası bize de gelecektir. Yeliz’i şaşırtan da bu. Seyrettiğimizi değdirmiyoruz kalbimize.. Yahut değdirmek istediğimizde kalbimizi yerinde bulamıyoruz. O anda “hükümsüz” oluyor...Çok değil, birkaç hafta sonra “Filiz Koç” diye yazıversem, kimse hatırlamayacak... Evine birkaç yüz metre kala, hiç hesapta yokken sarhoş bir sürücünün arabasının burnunda parça parça dağılan Filiz’in ardı sıra bıraktığı boşluğa birkaç dakikacık olsun değdiremedik kalbimizi. Haberler diyor ki: “Alkollü sürücü iki kadını ezip kaçtı…” Kalbimize değdirmeyelim diye yazılmış sanki: “iki kadın sadece; üç değil, dört değil, dört yüz hiç değil!” “Ucuz atlatılmış” edasında kurulmuş cümle.. Ama İsminaz Koç için “bir kadın” değil yitirilen: “Kazadan on dakika önce beni aradı, ‘Anneciğim ne yapıyorsun?’ dedi. Ben de ‘Aç mısın kızım? Senin sevdiğin yemeği yaptım’ dedim. ‘Anneciğim hemen geliyorum’ dedi ve telefonu kapadı… Yavrum her gün geldiği yoldan işinden evine geliyordu. Ben ne yapacağım onsuz?”On dakika sonra, annesiyle sofraya oturacak bir evlat olunca ezilen, kalbimizi hatırlıyoruz yeniden... “Ben ne yapacağım onsuz?” diyeceğimiz biri eksilmeyince yanımızdan yöremizden, haberler, gazete sayfasında taş gibi sessiz nefessiz duruyor; TV ekranından bize taşmıyor, yuvamıza bulaşmıyor, kalbimize dolaşmıyor.Haber devam ediyor: “Sürücü Oktay G., kaldırımda yürüyen Filiz Koç’a (24), ardından yaklaşık 150 metre ilerideki Ayten Akdoğan’a (34) çarptı. Filiz Koç ile Ayten Akdoğan olay yerinde can verirken, sürücü Oktay G. aracıyla olay yerinden kaçtı.” Hiç şüphesiz “Ayten Akdoğan” adı da unutulmayı hak ediyor. O da bir “kadın”... Ama Merve ile Melike için “bir kadın” değil Ayten Akdoğan; bir “anne”. Anne “ömür boyu”dur; bir anlık haber gibi gelip geçmez gözümüzden, gönlümüzden.. Hangi birimiz, hiç olmazsa birkaç saatliğine, olmadı bir kaç dakikalığına, 13 ve 14 yaşlarındaki iki çocuğun kalbini göğsüne koyup hiç hak etmedikleri “annesizliğe” dokunmaya yanaşır? Annesizlik ki, okul dönüşü evin kapısı her açıldığında karşına çıkan kocaman bir boşluk, anlamsız bir sessizliktir. Annesizlik ki, sesini hatırladığında, yüzünü hayallediğinde, sözlerini tekrarladığında, fotoğrafına baktığında, çocuk kalbinde hiç dinmez hüzündür, hiç susmaz ağlayıştır. Annesizlik ki, başka çocukların annelerini her gördüğünde yeniden alevlenen bir hüsrandır, yeniden başlayan bir hasrettir.Nerede kalbim? Nerede kalbin? Nerede kalbimiz?Bu tür haberlerin bir şablonu var ve ne yazık ki bundan sonra da tekrarlanacak ve işe yarayacak gibi: “Falanca falanca olay yerinde can verirken, sürücü feşmekanca aracıyla olay yerinden kaçtı.”Sadece sürücü feşmekanca mı? Hepimiz kalbimizi de alıp olay yerinden kaçtık Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı « Önceki -
Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Katagoriler
Bağlantılarım
Bir Ayet
Esmaül Hüsna
Hadis Pınarı
1.Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "İlim istemek, her müslümanın üzerine farzdır." İbn Mesûd radıyallahu anh. Taberânî. 2. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Tek bir, dini anlayıcı fakih, şeytana bin tane ibadet edici abidden daha çetindir." İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî. 3. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kim birine bir ilim öğretirse, onunla amel edenin sevabını, yapanın sevabından hiçbir şey eksilmeksizin alır." Muaz radıyallahu anh. İbn Mâce. 4. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Allah, kimin hayrını dilerse, onu dini anlayıcı bir fakîh yapar." İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî. 5. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Hikmetli söz, müminin yitiğidir, bulduğu yerde onu almaya, o daha ziyade hak sahibidir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî. 6. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kim bildiği bir ilmi, kendisine sorulunca gizlerse, Allah da onu ateşten bir gem ile gemler." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî. 7. Aişe radıyallahu anha dedi ki: Medineli hanımlar ne iyi hanımlardır, dini öğrenme konusunda, utanma onlara engel olmuyor. Aişe radıyallahu anha. Müslim. 8. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Bir topluma akıllarının almadığı bir şeyi anlatma ki, bazıları için bulantı sebebi olmasın." İbn Mesûd radıyallahu anh. Müslim. 9. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "İnsanlara iyiliği öğretip de kendini unutan kişi, insanları aydınlatıp da kendini yakan mum gibidir." Cendel radıyallahu anh. Taberânî. 10. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Gençlerinizin en iyileri kendini ihtiyarlara benzetenlerdir, ihtiyarlarınızın en kötüleri ise kendilerini gençlere benzetenlerdir." Enes radıyallahu anh. Taberânî. 11. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Müşriklere aykırı davranın, sakalınızı bolca bırakın, bıyıklarınızı derince kesin!" İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî. 12. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Yahudiler ve Hıristiyanlar saçlarını boyamazlar. Siz onlara aykırı davranın!" Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî. 13. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Saçına ilave eden, ettiren, yüzündeki tüyleri alan, aldıran, dövme yapan ve yaptıran kadınlar lânetlenmiştir. Hastalık nedeniyle olursa o başka." İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 14. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Hiçbiriniz, başına gelen bir zarardan dolayı, sakın ölümü dilemesin. Mutlaka böyle bir şey yapması gerekiyorsa, şöyle dua etsin: "Allah’ım! Yaşamak benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat. Ölmek benim için daha iyi ise, canımı al!" Enes radıyallahu anh. Buhârî. 15. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Ölülerinize, "Lâ ilâhe illallah"ı telkin edin!" Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim. 16. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Dünyada ve âhirette lânetli iki ses vardır: Nimet anında çalgı sesi ve musibet anındaki ağlama sesi." Enes radıyallahu anh. Bezzâr. 17. Bir kadına denildi ki: "Kardeşin öldürüldü." "Allah ona rahmet etsin! innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn," diyerek cevapladı. "Kocan da öldürüldü," dediler. "Eyvah!" dedi. Bunun üzerine, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kadının kalbinde, kocasının, hiçbir şeyle karşılanamayacak bir yeri vardır." Hamne radıyallahu anha. İbn Mâce. 18. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Vasiyet edecek bir malı bulunan müslümanın, vasiyeti yanında olmaksızın üst üste iki gece geçirmeye hakkı yoktur." İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî. 19. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Evlenen, îmanın yarısını tamamlamış olur, kalan yarısı hakkında ise Allahtan korksun!" Enes radıyallahu anh. Taberânî. 20. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Karısı olmayan adam yoksuldur, yoksul." "Çok malı olsa da mı?" "Çok malı olsa da." "Kocası olmayan kadın yoksuldur, yoksul!" "Çok malı olsa da mı?" "Çok malı olsa da." İbn Ebî Necih radıyallahu anh. Buhârî. 21. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kadınla dört şey için evlenilir: Malı, soyu, güzelliği ve dini için. Öyleyse, elleri toprak olası, sen dindarını al!" Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî. 22. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Biriniz bir kadınla evlenmek isterse, evlilik kararı vermede önemli olacak yerlerine baksın!" Câbir radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 23. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Bu evlenmeyi duyurun! Evlenme işlerini mescidlerde yapın! Üzerine de defler çalın! Çünkü , helâl ile haramı ayıran şey, onu duyurmaktır." Aişe radıyallahu anha. Rezîn. 24. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Herhangi bir kadın, kocası kendisinden hoşnutken ölürse, cennete girer." Ümmü Seleme radıyallahu anh. Tirmizî. 25. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Bir kadın, beş vakit namazını kılarsa, Ramazan orucunu tutarsa, namusunu korursa, kocasına itaat ederse, ona, "Cennetin kapılarından hangisini istersen oradan gir," denilir." Abdurrahman radıyallahu anh. Ahmed. 26. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Benden sonra, erkeklere, kadınlardan daha zararlı bir sınanma nedeni bırakmadım." Usame radıyallahu anh. Buhârî. 27. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Yanında uygun bir yakını olmaksızın, hiçbiriniz bir kadınla sakın baş başa kalmasın." İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî. 28. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Şiir söz gibidir, güzeli güzel, çirkini de çirkindir." İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî. 696. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Şüphesiz, şiirde hikmet vardır." Ubeyy radıyallahu anh. Buhârî. 29. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Birinizin içine, onu bozacak irin dolması, onu “bozacak şiir” dolmasından daha iyidir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî. 30. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Kurayza günü Hassana şöyle dedi: "Müşrikleri sözle taşla, şüphesiz Cebrail seninledir!" Berâ radıyallahu anh. Buhârî. 31. Aişeye, "Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şiir okur muydu?" diye sordular. "İbn Revaha’nın şiirini okuyup, şöyle derdi: Azığını vermediğin kimseler sana haber getirir." Aişe radıyallahu anha. Tirmizî. 32. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Başınıza şu yedi şey gelmeden güzel işler yapmakta acele ediniz: Kişiyi unutturucu kılan fakirlik, azdıran zenginlik, bozan hastalık, bunaklık derecesinde yaşlılık, âniden gelen ölüm, beklenenlerin en kötüsü deccâl ve hepsinden daha şiddetli ve acı olan kıyamet." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî. 33. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "içinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde mevki bakımından bana en yakın olanlarınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır. En nefret ettiklerim ve kıyamet gününde benden en uzak olanlarınız ise, gevezeler, lafazanlar ve yüksekten atanlardır. Onlar büyüklük taslayan kimselerdir." Câbir radıyallahu anh. Tirmizî. 34. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Haya îmandandır, îman ise cennettedir. Utanmazlık cefadandır, cefa ise cehennemdedir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî. 35. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem örtüsü içindeki bakire kızdan daha fazla haya sahibiydi. Hoşlanmadığı bir şey gördüğü zaman, biz onu yüzünden anlardık. Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî. 36. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Allah, mahlukatı yaratınca, Arş üstünde bulunan kitabına şunu yazdı: "Merhametim öfkemi geçmiştir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî. 37. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kişi, müslüman kardeşini severse, onu sevdiğini kendisine bildirsin." Mikdam radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 38. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Yumuşaklık, bulunduğu şeyi süsler, bulunmadığı şeyi ise çirkinleştirir." Aişe radıyallahu anha. Müslim. 39. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Şüphesiz, dilleriyle söylemedikçe veya onu yapmadıkça, Allah, ümmetimin gönüllerinden geçirdikleri şeyleri bağışlamıştır." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî. 40. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kim Allaha, kırk sabah yalnız onun için ibadet ederse, kalbinden diline yararlı bilgi ve güzel söz pınarları fışkırır." İbn Abbas radıyallahu anh. Rezîn. 41. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kolaylaştırın, güçleştirmeyin, müjdeleyin, tiksindirmeyin!" Enes radıyallahu anh. Buhârî. 42. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "işlerin en hayırlısı, ılımlı olanıdır." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Rezîn. 43. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kendinizi fazla zorlamayın! Sizden öncekiler, kendilerini zorlayıp sıkıntıya sokmakla eriyip tükendiler. Onların kalıntılarını ancak manastırlarda bulursunuz." Sehl radıyallahu anh. Taberânî. 44. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “İlim üçtür. Bunlardan fazlası fazilettir: • Muhkem ayet(manası açıkça anlaşılır ayet), • Sahih sünnet, • Adil taksim. İbn Amr radıyallahu anh. Ebu Davud